İlkİlk 123 ... SonSon

Konu: Coğrafya Konu Anlatımı

  1. #4
    AGMEHMET - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    AGMEHMET isimli Üye şimdilik offline konumundadır Özel Üye
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Mesajlar
    165
    Beğeniler
    0 / 0

    Post --->: Coğrafya Konu Anlatımı

    İklim Tipleri

    Dünya’da İklim ve Doğal Bitki Örtüsü


    Dünya’da Görülen İklim Tipleri

    Bir yerde benzer sıcaklık, basınç, rüzgar, nemlilik ve yağış özelliklerinin uzun süre etkili olmasıyla iklim tipleri belirmektedir. İklimi oluşturan bu öğelerden birinin ya da ikisinin farklı olması, değişik iklim tiplerinin ortaya çıkmasına neden olur.
    Dünya’da görülen iklimler, sıcak kuşak iklimleri, ılıman kuşak iklimleri ve soğuk kuşak iklimleri olarak üöç ana bölümde toplanır.

    Sıcak Kuşak İklimleri

    Sıcak Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt">Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin üstündedir. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt">Sıcaklık farkları Ekvator’dan uzaklaşdıkça artar. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l1 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt">Soğuk mevsim yoktur.
    • Yağış özellikleri farklılık gösterir.

    Ekvatoral İklim

    Ekvatoral İklimin Özellikleri

    Yıllık sıcaklık ortalamasının 20°C’nin üstünde olduğu ekvatoral iklimde yıl boyunca yaz koşulları yaşanır.
    Güneş ışınları, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla geldiğinden yıllık sıcaklık farkı azdır.
    Yıl boyunca yükseltici hava hareketlerine bağlı olarak konveksiyonel yağış görülür.
    Yıllık yağış miktarı 2000 mm’nin üzerindedir. Her mevsimin yağışlı olduğu ekvatoral bölge akarsularının rejimleri düzenlidir ve yıl boyunca bol su taşır. Güneş ışınlarının dik geldiği Mart ve Eylül aylarında yağışlar artar. Bu nedenle ekinokslarda (21 Mart – 23 Eylül) akarsularda kabarma olur.

    Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.

    UYARI : Ekvatoral iklimde yıllık sıcaklık farklarının az olması güneş ışınlarının yere değme açılarının az değişmesiyle, günlük sıcaklık farklarının az olması ise nem oranının yüksek olmasıyla ilgilidir.

    Ekvatoral İklimin Doğal Bitki Örtüsü

    Yıl boyunca sıcaklık ve nem koşulları elverişli olduğundan sürekli yeşil kalabilen yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan gür ormanlardır. Yağmur ormanları adı verilen bu ormanlardaki ağaçların boyu yağış miktarının fazla olması nedeniyle 40-60 m lere kadar çıkabilir. Ormanaltı floarası da çok zengindir.

    Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.

    Ekvatoral İklimin Görüldüğü Yerler

    10° Kuzey ve Güney enlemleri arasında,
    Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda,
    Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında,
    Asya’da Endonezya Adaları’nda görülür.

    Yazları Yağışlı Tropikal İklim (Savan)

    Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C’nin üstündedir.
    Yazlar sıcak ve yağışlı, kışlar sıcak ve kurak geçer
    Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği yaz aylarında konveksiyonel yağışlar görülür.
    Kış aylarında subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir.
    Yıllık yağış miktarı 1000 mm civarındadır.

    UYARI : Savan ikliminde günlük sıcaklık farkları, nemlilik nedeniyle yazın az, kışın fazladır.

    Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Doğal Bitki Örtüsü

    Yaz yağışlarıyla yeşeren, uzun boylu, gür ot topluluklarıdır. Bunlara savan adı verilir. Savanlar arasında yer yer kurakçıl ağaçlar görülür. Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür.

    Galeri Ormanları : Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.

    Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Görüldüğü Yerler

    10° enlemleri ile dönenceler arasında,
    Orta Amerika’da,
    Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında,
    Güney Afrika’da,
    Güney Amerika’da,
    Kuzey Avustralya’da,
    Madagaskar’ın batısında görülür.

    Muson İklimi

    Muson İkliminin Özellikleri

    Kış sıcaklığı 10°C - 20°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C nin üstündedir.
    Muson rüzgarlarının etkisiyle yazlar sıcak ve bol yağışlı geçer. Kışlar ise ılık ve kuraktır.
    Çoğunlukla 2000 – 5000 mm arasında değişen yıllık yağış miktarı bazı yerlerde 10000 mm’yi geçmektedir. Örneğin Hindistan’ın Çerapunçi kasabasında yıllık yağış miktarı 12000 mm’yi bulmaktadır.
    Yaz aylarında orografik yağışlar görülür.

    Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.

    Muson İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.

    Muson İkliminin Görüldüğü Yerler

    Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında,
    Madagaskar’ın doğusunda,
    Avustralya’nın kuzeydoğusunda,
    Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.

    Çöl İklimi

    Çöl İkliminin Özellikleri

    Günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının azla olması karakteristik özelliğidir.
    Yağışlar yok denecek kadar azdır.
    Sıcaklık farklarının fazla olması, kayaların fiziksel olarak parçalanıp ufalanmasına neden olur.
    Kimyasal çözülme yetersiz olduğundan toprak oluşumu zordur.

    Çöl İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl otlar ve çalılardan oluşur. Kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır. Ayrıca yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.

    Vaha : Çöllerde suyun bulunduğu, bitkilerin yetişebildiği, insanların yerleşip barındığı yerdir. Vahalar akarsu boylarında, kuyuların açıldığı yerlerde, büyük su kaynakları yanında gelişmiştir.

    Çöl İkliminin Görüldüğü Yerler

    Asya Kıtası’nda; Arabistan, Gobi, Taklamakan Çöllerinde,
    Kuzey Amerika’da; Kaliforniya, Nevada, Kolorado, Meksika Çöllerinde,
    Afrika’da; Büyük sahra, Kalahari, Namibya Çölleri’nde,
    Avustralya’da; Büyük Kum Çölü’nde,
    Güney Amerika’da; Atakama Çölü’nde görülür.

    UYARI : Çöllerin en büyük bölümü Kuzey yarım Küre’dedir. Bu durum, karaların Kuzey Yarım Küre’de Güney Yarım Küre’den daha fazla olmasının sonucudur.

    Ilıman Kuşak İklimleri

    Ilıman Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri

    Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin altındadır.
    Sıcaklık farkları belirgindir.
    4 mevsim yaşanır.

    Akdeniz İklimi

    Akdeniz İkliminin Özellikleri

    Yazları sıcak ve kurak geçer.
    Yıllık ortalama sıcaklık 18°C - 20°C arasında değişir.
    Yazın genişleyen subtropikal antisiklon (DYB), Akdeniz iklim bölgesinde yaz kuraklığını belirginleştirir.
    Kışlar ılık ve yağışlıdır. Çünkü kış aylarında gezici alçak basınçlar cephesel yağışlara neden olur.
    Yıllık ortalama yağış miktarı 600-1000 mm arasında değişir ve yağış rejimi düzensizdir.
    Kar yağışı ve don olayı ender görülür.

    Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.

    Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Kısa, bodur ağaç ve çalılardır. Bu bitki örtüsüne maki adı verilir. Yaz kuraklığına uyum sağladığından yaprakları genellikle sert, tüylü, ince ve uzundur.
    Zeytin, defne, keçiboynuzu, mersin, lavanta, kekik ve zakkum maki bitki topluluğu içinde yer alır.

    Akdeniz İkliminin Görüldüğü Yerler

    Akdeniz çevresindeki ülkelerde,
    Güney Portekiz kıyılarında,
    Afrika’da Kap Bölgesi’nde,
    Güneybatı Avustralya kıyılarında,
    Orta Şili’de,
    Kuzey Amerika’da Kaliforniya yöresinde,
    Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Güney kıyılarında görülür.

    UYARI : Akdeniz iklimi genellikle 30°-40° enlemleri arasında görülür.

    Ilıman Kuşak Okyanus İklimi

    Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Özellikleri

    Orta Kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim tipidir.
    Yıllık ortalama sıcaklık 20°C’nin altındadır.
    Sıcaklık farkları belirgin değildir.
    Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
    Her mevsim yağışlıdır. Sonbahar ve kış yağışları daha belirgindir.
    Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
    Kış aylarında cephesel, yaz aylarında hem cephesel hem de yükselim yağışları görülür.

    UYARI : Okyanus ikliminin belirmesinde temel etken batı rüzgarları ve sıcak su akıntılarıdır.

    Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karma ormanlardır.
    Yer yer çayırlar görülür.

    Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Görüldüğü Yerler

    Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında,
    Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında,
    Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,
    Yeni Zellanda’da,
    Afrika’nın güneyinde,
    Avustralya’nın doğusunda,
    Tasmanya’da görülür.

    Ilıman Kuşak Karasal İklim

    Ilıman Kuşak Karasal İklimin Özellikleri

    Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
    Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları belirgindir.
    En yağışlı mevsim ilkbahardır.
    Don olayı sık görülür.
    Sıcak çöllerin kenarlarında görülen karasal iklimde yaz mevsimi kısa sürer.

    UYARI : Ilıman karasal iklimde kış aylarındaki yağış azlığı, termik yüksek basıncın etkili olmasına bağlıdır. Yazın görülen yağışlar ise konveksiyoneldir.

    Ilıman Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

    İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir. Steplere Kuzey Amerika’da preri, Güney Amerika’da pampa adı verilir. Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlar görülür.

    Ilıman Kuşak Karasal İkliminin Görüldüğü Yerler

    Kuzey ve Güney Amerika’nın iç kısımlarında,
    Anadolu’nun iç kısımlarında,
    Irak’ta,
    İran’da,
    Türkistan’da,
    Afrika’nın iç kısımlarında,
    Avustralya’nın iç kısımlarında görülür.

    Soğuk Kuşak İklimleri

    60° - 90° enlemleri arasında görülür.
    Sıcaklık yıl boyunca düşüktür.
    İklimin elverişsiz olması tarımı sınırlandırmaktadır.

    Soğuk Kuşak Karasal İklim

    Soğuk Kuşak Karasal İklimin Özellikleri

    Bu iklim iki alt bölüme ayrılır.

    Yazı ve Kışı Soğuk Karasal İklim

    Yıllık sıcaklık farkları belirgindir.
    Yazlar soğuk, yer yer serin ve kısa, kışlar ise çok soğuk, uzun ve karlı geçer. Kar uzun süre toprakta kalır.
    En yağışlı mevsim yazdır ve konveksiyonel yağış görülür.
    Sıcaklık ortalamalarının Ekvator’a doğru gidildikçe artmasına bağlı olarak bu iklim tipi değişir ve yazları sıcak karasal iklime geçilir.

    Yazları Sıcak Karasal İklim

    Kış sıcakları -10°C’nin altına inmez.
    Yaz sıcaklıkları 20°C nin üstüne çıkar.
    Yağış miktarı fazladır. İlkbahar ve yaz yağışları daha belirgindir.

    Soğuk Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

    İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Bu bitki örtüsüne tayga adı verilir.
    Yer yer çayırlar görülür.

    Soğuk Kuşak Karasal İklimin Görüldüğü Yerler

    Soğuk kuşağın yazları sıcak karasal iklimi,
    ABD’nin kuzeydoğusunda,
    Kanada’da,
    Kuzey Çin’de,
    Mançurya’da,
    Rusya’da,
    Orta Sibirya’da görülür.
    Soğuk kuşağın yazları da soğuk karasal iklimi,
    Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde, tundra ikliminin altında bir kuşak halinde görülür.

    Tundra İklimi

    Tundra İkliminin Özellikleri

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l0 level1 lfo2; tab-stops: list 36.0pt">Yazlar çok kısa ve serin geçer. Yaz sıcaklığı 10°C’nin üstüne çıkmaz. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l0 level1 lfo2; tab-stops: list 36.0pt">Yıllık yağış miktarı 250 mm civarındadır. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l0 level1 lfo2; tab-stops: list 36.0pt">Kışlar çok soğuk ve uzun geçer. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l0 level1 lfo2; tab-stops: list 36.0pt">Toprak kış aylarında donmuş haldedir.
    • Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve bataklıklar oluşur.

    Tundra İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır.
    Bu bitki örtüsüne tundra adı verilir.

    Tundra İkliminin Görüldüğü Yerler

    60°-70° enlemleri arasında,
    Asya’da,
    Avrupa’da,
    Kanada’nın kuzey kısımlarında,
    Güney Amerika’nın güney kısımlarında görülür.

    Kutup İklimi

    Kutup İkliminin Özellikleri

    Sıcaklık yıl boyunca 0°C’nin altındadır.
    Sıcaklığın düşük olması buharlaşmayı engellediği için yağış az ve kar biçimindedir.
    Sürekli donmuş halde olan toprak kar ve buz ile kaplıdır.

    Kutup İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Toprak , sürekli kar ve buz örtüsü ile kaplı olduğu için bitki örtüsünden söz edilemez.

    Kutup İkliminin Görüldüğü Yerler

    Kutuplar çevresinde,
    Grönland’da,
    Antartika’da görülür.

    Türkiye’de İklim ve Doğal Bitki Örtüsü

    Türkiye’de Görülen İklim Tipleri

    Türkiye, matematik ve özel konumu nedeniyle çeşitli iklim tiplerinin görüldüğü bir ülkedir. Türkiye’de, çevresindeki denizlerin, kara kütlelerinin, basınç merkezlerinin, enlemin ve yeryüzü şekillerinin etkisiyle 3 ana iklim tipi belirmiştir. Ana iklim tipleri arasında her iki iklim tipinin de özelliğini taşıyan geçiş iklimleri görülür.

    Karadeniz İklimi

    Karadeniz İkliminin Özellikleri

    Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde görülür.
    Her mevsim yağışlıdır. En çok yağış sonbahar ile kış aylarında düşer.
    Türkiye’de görülen iklimler içinde yıllık yağış miktarı en fazla olandır.
    Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
    Yıllık sıcaklık farkı azdır.
    Bulutluluk oranı yüksek, güneşli gün sayısı azdır.
    Karadeniz iklimi yer şekillerinin farklılığı nedeniyle 3 alt tipe ayrılmıştır.

    UYARI : Karadeniz iklimi sıcaklık ve nem koşulları bakımından okyanusal iklime benzer. Bu iklim tipinde yağış miktarı dağların konumuna ve yükseltilerine bağlı olarak farklılık gösterir.

    Doğu Karadeniz Tipi

    Dağların kıyıdan hemen sonra yükselmesi, uzanış yönleri ve bunların yağış getiren rüzgarlara dönük olması gibi etkenlerden dolayı Türkiye’nin ve bölgenin en yağışlı bölümüdür.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C - 15°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C
    Yıllık yağış miktarı 1500-2500 mm

    Orta Karadeniz Tipi

    Bu bölümde dağlar kıyıdan uzaklaştığı ve yükseltileri azaldığı için yıllık yağış miktarı azalmıştır.
    Yıllık sıcaklık farkları azdır.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C - 15°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C
    Yıllık yağış miktarı : 700 – 900 mm

    Batı Karadeniz Tipi

    Yaz ve kış sıcaklıkları Orta ve Doğu Karadeniz tipine göre biraz daha düşüktür.
    Yıllık yağış miktarı, Orta Karadeniz’dekinden daha azdır.
    Kar yağışı ile don olayı Doğu ve Orta Karadeniz’e göre daha sık görülür.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 13°C - 14°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 21°C
    Yıllık yağış miktarı : 1000-1500 mm

    Karadeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Sıcaklık ve yağış koşulları gür ormanların ve ormanaltı florasının gelişmesini sağlamıştır. Ancak Orta Karadeniz Bölümü’nde yıllık yağış miktarının azalmasına bağlı olarak orman örtüsü zayıflar.

    Karadeniz Bölgesi Bitki Katları

    Geniş yapraklı ağaçlardan oluşan orman
    Geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman
    İğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman
    Alpin çayırlar

    Akdeniz İklimi

    Akdeniz İkliminin Özellikleri

    Yazları sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
    Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
    En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.
    Yaz kuraklığı belirgindir.
    Akdeniz iklimi sıcaklık ortalamaları farklı olduğu için 2 tipe ayrılır.

    UYARI : Akdeniz ikliminin etki alanı Akdeniz Bölgesi’nde Toros Dağları’nın varlığı nedeniyle dar, Ege Bölgesi’nde ise dağların kıyıya dik uzanması nedeniyle geniştir.

    Asıl Akdeniz Tipi

    Akdeniz ve Ege kıyılarında görülür.
    Dağların kıyıdan hemen sonra yükseldiği yerlerde yağış miktarı artar.
    Kış sıcaklığının en yüksek olduğu yerler Akdeniz kıyılarıdır.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 18°C - 19°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 8°C - 9°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 28°C - 30°C
    Yıllık yağış miktarı : 750 – 1000 mm

    Bozulmuş Akdeniz Tipi (Marmara Tipi)

    Gelibolu Yarımadası ile Güney Marmara kıyılarında daha yaygın olan bu iklim tipi, Trakya’nın büyük bir bölümünde de görülür.
    Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösterir.
    Enlem farkı nedeniyle sıcaklık ortalamaları Asıl Akdeniz tipine göre düşüktür.
    Kar yağışı ve don olayı Asıl Akdeniz tipine göre daha sık görülür.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C - 15°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C - 6°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 24°C
    Yıllık yağış miktarı : 600 – 800 mm

    UYARI : Akdeniz İkliminin Marmara tipinde sıcaklıkların daha düşük olması, enlem farkı ve kuzeyden gelen rüzgarların etkisiyle açıklanır, Karadeniz ikliminin etkisiyle yaz yağışlarında artış görülür.

    Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Kısa, bodur ağaç ve çalılardan oluşan makilerdir. Maki bütün yıl boyunca yeşil kalır.
    Makilerin yükselti sınırı enlemin etkisine bağlı olarak değişir.

    Akdeniz’de 700 – 800 m
    Ege’de 400 – 500 m
    Güney Marmara’da ise 250 – 300 m’dir.

    Karasal İklim

    Karasal İklimin Özellikleri

    Kuzey Anadolu ve Toros Dağları denizel etkilerin iç bölgelere girmesini zorlaştırdığı için iç kesimlerde iklim karasallaşmıştır.
    Yıllık yağış miktarı az, sıcaklık farkları belirgindir.
    Karasal iklim, enlem ve yükselti farkı nedeniyle 3 tipe ayrılır:

    UYARI : Karasal iklimde yaz kuraklığının görülmesi, Akdeniz yağış rejiminin etkili olduğunu gösterir.

    İç Anadolu Tipi

    İç Anadolu, İç Batı Anadolu, Göller Yöresi ve Ergene Havzası’nda görülür.
    Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
    En yağışlı mevsim ilkbahardır.

    Yıllık sıcaklık ortalaması : 10°C - 12°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 2°C - 4°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 25°C
    Yıllık yağış miktarı : 250 – 500 mm

    Güneydoğu Anadolu Tipi

    Türkiye’nin en sıcak iklim bölgesidir.
    Yazlar çok sıcak, kurak ve uzun, kışlar ılık, yer yer soğuk ve kısa geçer.
    Yaz kuraklığının en belirgin olduğu bölgedir.
    Bölgenin batısında kış yağışları, doğusunda ilkbahar yağışları belirgindir.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 15°C – 19°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 1°C - 2°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :30°C den yüksek
    Yıllık yağış miktarı : 400 – 700 mm

    Doğu Anadolu Tipi (Yazın Yağışlı Tip)

    Bölgenin yüksek bölümlerinde karasal iklim özellikleri daha belirgindir.
    Kışlar çok soğuk, karlı ve uzun, yazlar serin, yağışlı ve kısa geçer.
    En yağışlı mevsimler, yaz ve ilkbahardır.
    Kar yağışı ve don olayı çok sık görülür.
    Yükseltinin etkisiyle kar yağışı diğer bölgelere göre erken başlar.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 3°C - 6°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -12°C’den düşük
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :21°C - 22°C
    Yıllık yağış miktarı : 400 – 600 mm

    Doğu Anadolu Tipi (Yazları Kurak Tip)

    Bölgenin Çukurda kalan alanlarında (Yukarı Fırat, Orta ve Yukarı Murat Bölümleri) kış sıcaklığı biraz daha yüksektir. Ancak İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tipine göre kışlar sert geçer.
    İlkbahar yağışları belirgindir.
    Yazlar daha sıcak ve kurak geçer.
    Bu iklim tipi yükseltisi düşük çöküntü ovalarında ve akarsularca derin yarılmış vadi tabanlarında görülür.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C – 12°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -8°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :25°C den yüksek
    Yıllık yağış miktarı : 300 – 500 mm

    Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

    İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile fazla boy atmadan sararan ve step (bozkır) adı verilen bitki örtüsü geniş yer kaplar. Step alanlarının bir bölümü antropojendir.
    Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. Dağ doruklarına yakın yerlerde düşük sıcaklık nedeniyle dağ çayırları yer alır.

    Antropojen Step (Bozkır) : Ağaçların tahrip edildiği alanlarda gelişen steplere antropojen step (bozkır) adı verilir.

    İklimin İnsan ve Çevre Üzerindeki Etkileri

    İnsanların yaşantısını, ekonomik etkinliklerini belirleyen en önemli etken iklimdir.

    İklimin Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi

    Bir bölgede ormanın bulunması, alt ve üst sınırının belirlenmesi doğrudan iklimin kontrolü altındadır. Ormanın yataydaki (enleme bağlı) ve dikeydeki (yükseltiye bağlı) üst sınırını sıcaklık belirler. Yağış ise orman örtüsünün alt sınırını belirleyen önemli bir iklim elemanıdır. Ayrıca yağış miktarı ormanın yoğunluğu üzerinde etkindir. Bir yerde bitki örtüsündeki çeşitlilik de iklim elemanlarına bağlıdır.

    İklimin Tarım Koşullarına Etkisi

    Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.
    Tarımsal etkinlikleri sınırlandıran diğer bir etken de düşük sıcaklıktır.
    Sıcaklık kutuplara doğru ve yükseklere çıkıldıkça düşer. Belli bir yerden sonra tarımsal etkinlik sona erer. Ancak, bazı ürünler düşük sıcaklığa daha dayanıklı olduğundan tarım alanları kutuplara daha yakındır.

    UYARI : Tarımın yükselti sınırı, tropikal kuşakta 4000 m, Türkiye’de 2000 m civarındadır.

    İklimin Toprak Oluşumuna Etkisi

    Bir bölgedeki toprağın türü, oluşum süresi ve derinliği iklimle yakından ilişkilidir. Değişik iklim bölgelerindeki topraklar birbirinden farklıdır. Örneğin nemli bir bölgede yağışlar ve yüzey suları ile toprağın içindeki kireç ve mineraller yıkanır. Çöllerde ise yağış azlığı nedeniyle topraktaki yıkanma minimum düzeydedir.

    İklimin Kara ve Deniz Sularına Etkisi

    İklimin, karalardaki suların oluşumu ve özellikleri üzerinde önemli etkisi vardır. Akarsular, göller, yer altı suları ve kaynaklardan oluşan kara sularının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile su potansiyelleri iklimle yakından ilişkilidir. İklim, akıntılar, denizlerin su sıcaklığı ve tuzluluk oranı üzerinde de etkilidir.

    İklimin Yer şekillerine Etkisi

    Bir bölgede etkili olan dış güçler (akarsular, buzullar, rüzgarlar) bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak değişir.
    Örneğin Türkiye’de akarsuların oluşturduğu yer şekilleri yaygınken, İsveç, Norveç gibi soğuk enlemlerdeki ülkelerde buzul şekilleri yaygın olarak görülmektedir.

    İklimin Nüfus ve Yerleşmeler Üzerine Etkisi

    Yeryüzünde nüfusun dağılışı büyük ölçüde iklimin kontrolü altındadır. Nüfusun yatay dağılışı incelendiğinde, nüfusun yoğun olduğu ülkelerin Orta Kuşak’ta toplandığı görülür. Buna karşın sıcak ve kurak çöller ile kutuplarda nüfus yok denecek kadar azdır. Yerleşmelerin dikey dağılışı ise yükseltiye ve denize olan uzaklığa bağlıdır. Ayrıca nüfusa bağlı olarak yerleşmelerin yoğunluğu ve büyüklüğü de iklimle ilişkilidir.

    İklimin Konut Tiplerine Etkisi

    Bir yerin iklim koşulları ile konut tipleri ve yapı malzemesi arasında yakın bir ilişki vardır. Örneğin kar yağışının etkin olduğu yerlerde evler dik çatı yapılırken, sıcak ve kurak iklim koşullarının etkin olduğu yerlerde kalın duvarlı, küçük pencereli ve düz çatılı yapılır. Kent yerleşmelerinde ise yapılaşma, iklim koşullarından bağımsızdır.

    İklimin Turizme Etkisi

    Yıl boyunca sıcaklık koşullarının uygun olduğu kıyı bölgeleri deniz turizminin geliştiği yerlerdir. Örneğin Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde deniz turizmi çok gelişmiştir.
    Ayrıca yüksek dağlarda ve yüksek enlemlerdeki kar yağışına bağlı olarak yapılan kış turizmi de iklimin kontrolü altında gelişmiştir.

    UYARI : İklim özellikleri benzer bölgelerde;
    doğal bitki örtüsü,
    tarımsal etkinlikler,
    akarsu rejimleri,
    konut tipleri ve yapı malzemesi,
    turizm etkinlikleri,
    insanların gereksinimleri (giyim beslenme) benzer

  2. #5
    AGMEHMET - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    AGMEHMET isimli Üye şimdilik offline konumundadır Özel Üye
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Mesajlar
    165
    Beğeniler
    0 / 0

    Post --->: Coğrafya Konu Anlatımı

    Jeomorfoloji

    Dünya’nın Oluşumu ve İç Yapısı


    Güneş Sistemi’nin Oluşumu

    Güneş Sistemi’nin oluşumu ile ilgili farklı teoriler ortaya atılmıştır. En geçerli teori sayılan Kant-Laplace teorisine Nebula teorisi de denir.
    Bu teoriye göre, Nebula adı verilen kızgın gaz kütlesi ekseni çevresinde sarmal bir hareketle dönerken, zamanla soğuyarak küçülmüştür. Bu dönüş etkisiyle oluşan çekim merkezinde Güneş oluşmuştur. Gazlardan hafif olanları Güneş tarafından çekilmiş, çekim etkisi dışındakiler uzay boşluğuna dağılmış ağır olanlar da Güneş’ten farklı uzaklıklarda soğuyarak gezegenleri oluşturmuşlardır.

    Dünya’nın Oluşumu

    Dünya, Güneş Sistemi oluştuğunda kızgın bir gaz kütlesi halindeydi. Zamanla ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, dıştan içe doğru soğumuş, böylece iç içe geçmiş farklı sıcaklıktaki katmanlar oluşmuştur. Günümüzde iç kısımlarda yüksek sıcaklık korunmaktadır. Dünya’nın oluşumundan bugüne kadar geçen zaman ve Dünya’nın yapısı jeolojik zamanlar yardımıyla belirlenir.

    Jeolojik Zamanlar

    Yaklaşık 4,5 milyar yaşında olan Dünya, günümüze kadar çeşitli evrelerden geçmiştir. Jeolojik zamanlar adı verilen bu evrelerin her birinde , değişik canlı türleri ve iklim koşulları görülmüştür.
    Dünya’nın yapısını inceleyen jeoloji bilimi, jeolojik zamanlar belirlenirken fosillerden ve tortul tabakaların özelliklerinden yararlanılır.
    Jeolojik zamanlar günümüze en yakın zaman en üstte olacak şekilde sıralanır.

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l25 level1 lfo3; tab-stops: list 36.0pt">Dördüncü Zaman <LI class=MsoNormal style="mso-list: l25 level1 lfo3; tab-stops: list 36.0pt">Üçüncü Zaman <LI class=MsoNormal style="mso-list: l25 level1 lfo3; tab-stops: list 36.0pt">İkinci Zaman <LI class=MsoNormal style="mso-list: l25 level1 lfo3; tab-stops: list 36.0pt">Birinci Zaman
    • İlkel Zaman

    İlkel Zaman

    Günümüzden yaklaşık 600 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır.
    İlkel zamanın yaklaşık 4 milyar yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.
    Zamanın önemli olayları :

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l34 level1 lfo6; tab-stops: list 36.0pt">Sularda tek hücreli canlıların ortaya çıkışı
    • En eski kıta çekirdeklerinin oluşumu

    İlkel zamanı karakterize eden canlılar alg ve radiolariadır.

    Birinci Zaman (Paleozoik)

    Günümüzden yaklaşık 225 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Birinci zamanın yaklaşık 375 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.
    Zamanın önemli olayları :

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l58 level1 lfo9; tab-stops: list 36.0pt">Kaledonya ve Hersinya kıvrımlarının oluşumu <LI class=MsoNormal style="mso-list: l58 level1 lfo9; tab-stops: list 36.0pt">Özellikle karbon devrinde kömür yataklarının oluşumu <LI class=MsoNormal style="mso-list: l58 level1 lfo9; tab-stops: list 36.0pt">İlk kara bitkilerinin ortaya çıkışı
    • Balığa benzer ilk organizmaların ortaya çıkışı
    Birinci zamanı karakterize eden canlılar graptolith ve trilobittir.

    İkinci Zaman (Mezozoik)

    Günümüzden yaklaşık 65 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İkinci zamanın yaklaşık 160 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. İkinci zamanı karakterize eden dinazor ve ammonitler bu zamanın sonunda yok olmuşlardır.
    Zamanın önemli olayları :

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l10 level1 lfo12; tab-stops: list 36.0pt">Ekvatoral ve soğuk iklimlerin belirmesi
    • Kimmeridge ve Avustrien kıvrımlarının oluşumu
    İkinci zamanı karakterize eden canlılar ammonit ve dinazordur.

    Üçüncü Zaman (Neozoik)

    Günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Üçüncü zamanın yaklaşık 63 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.
    Zamanın önemli olayları :
    § Kıtaların bugünkü görünümünü kazanmaya başlaması
    § Linyit havzalarının oluşumu
    § Bugünkü iklim bölgelerinin ve bitki topluluklarının belirmeye başlaması
    § Alp kıvrım sisteminin gelişmesi
    § Nümmilitler ve memelilerin ortaya çıkışı
    Üçüncü zamanı karakterize eden canlılar nummilit, hipparion, elephas ve mastadondur.

    Dördüncü Zaman (Kuaterner)

    Günümüzden 2 milyon yıl önce başladığı ve hala sürdüğü varsayılan jeolojik zamandır.
    Zamanın önemli olayları :

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l23 level1 lfo17; tab-stops: list 36.0pt">İklimde büyük değişikliklerin ve dört buzul döneminin (Günz, Mindel, Riss, Würm) yaşanması
    • İnsanın ortaya çıkışı
    Dördüncü zamanı karakterize eden canlılar mamut ve insandır.

    Dünya’nın İç Yapısı

    Dünya, kalınlık, yoğunluk ve sıcaklıkları farklı, iç içe geçmiş çeşitli katmanlardan oluşmuştur. Bu katmanların özellikleri hakkında bilgi edinilirken deprem dalgalarından yararlanılır.

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l40 level1 lfo20; tab-stops: list 36.0pt">Çekirdek <LI class=MsoNormal style="mso-list: l40 level1 lfo20; tab-stops: list 36.0pt">Manto
    • Taşküre (Litosfer)

    Deprem Dalgaları

    Deprem dalgaları farklı dalga boylarını göstermektedir. Deprem dalgaları yoğun tabakalardan geçerken dalga boyları küçülür, titreşim sayısı artar. Yoğunluğu az olan tabakalarda ise dalga boyu uzar, titreşim sayısı azalır.

    Çekirdek :

    Yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin bulunduğu bölümdür. Dünya’nın en iç bölümünü oluşturan çekirdeğin, 5120-2890 km’ler arasındaki kısmına dış çekirdek, 6371-5150 km’ler arasındaki kısmına iç çekirdek denir. İç çekirdekte bulunan demir-nikel karışımı çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal haldedir. Dış çekirdekte ise bu karışım ergimiş haldedir.

    Manto

    Litosfer ile çekirdek arasındaki katmandır. 100-2890 km’ler arasında bulunan mantonun yoğunluğu 3,3-5,5 g/cm3 sıcaklığı 1900-3700 °C arasında değişir. Manto, yer hacminin en büyük bölümünü oluşturur. Yapısında silisyum, magnezyum , nikel ve demir bulunmaktadır. Mantonun üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki özellik gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür.

    Mantodaki Alçalıcı-Yükselici Hareketler

    Mantonun alt ve üst kısımlarındaki yoğunluk farkı nedeniyle magma adı verilen kızgın akıcı madde yerkabuğuna doğru yükselir. Yoğunluğun arttığı bölümlerde ise magma yerin içine doğru sokulur.

    Taşküre (Litosfer)
    Mantonun üstünde yer alan ve yeryüzüne kadar uzanan katmandır.
    Kalınlığı ortalama 100 km’dir.
    Taşküre’nin ortalama 35 km’lik üst bölümüne yerkabuğu denir.
    Daha çok silisyum ve alüminyum bileşimindeki taşlardan oluşması nedeniyle sial de denir.
    Yerkabuğunun altındaki bölüme ise silisyum ve magnezyumdan oluştuğu için sima denir.
    Sial, okyanus tabanlarında incelir yer yer kaybolur.
    Örneğin Büyük Okyanus tabanının bazı bölümlerinde sial görülmez.
    Yeryüzünden yerin derinliklerine inildikçe 33 m’de bir sıcaklık 1 °C artar. Buna jeoterm basamağı denir.

    Kıtalar ve Okyanuslar

    Yeryüzünün üst bölümü kara parçalarından ve su kütlelerinden oluşmuştur. Denizlerin ortasında çok büyük birer ada gibi duran kara kütlelerine kıta denir. Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney Yarım Küre’den daha geniş yer kaplar. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika’nın tamamı ve Afrika’nın büyük bir bölümü Kuzey Yarım Küre’de yer alır. Güney Amerika’nın ve Afrika’nın büyük bir bölümü, Avustralya ve çevresindeki adalarla Antartika kıtası Güney Yarım Küre’de bulunur. Yeryüzünün yaklaşık ¾’ü sularla kaplıdır. Kıtaların birbirinden ayıran büyük su kütlelerine okyanus denir.

    Kara ve Denizlerin Farklı Dağılışının Sonuçları

    Karaların Kuzey Yarım Küre’de daha fazla yer kaplaması nedeniyle, Kuzey Yarım Küre’de;

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l14 level1 lfo23; tab-stops: list 36.0pt">Yıllık sıcaklık ortalaması daha yüksektir. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l14 level1 lfo23; tab-stops: list 36.0pt">Sıcaklık farkları daha belirgindir. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l14 level1 lfo23; tab-stops: list 36.0pt">Eş sıcaklık eğrileri enlemlerden daha fazla sapma gösterir. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l14 level1 lfo23; tab-stops: list 36.0pt">Kıtalar arası ulaşım daha kolaydır. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l14 level1 lfo23; tab-stops: list 36.0pt">Nüfus daha kalabalıktır. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l14 level1 lfo23; tab-stops: list 36.0pt">Kültürlerin gelişmesi ve yayılması daha kolaydır.
    • Ekonomi daha hızlı ve daha çok gelişmiştir.

    Hipsografik Eğri

    Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını gösteren eğridir.

    Kıta Platformu : Derin deniz platformundan sonra yüksek dağlar ile kıyı ovaları arasındaki en geniş bölümdür.

    Karaların Ortalama Yüksekliği : Karaların ortalama yüksekliği 1000 m dir. Dünya’nın en yüksek yeri deniz seviyesinden 8840 m yükseklikteki Everest Tepesi’dir.

    Kıta Sahanlığı : Deniz seviyesinin altında, kıyı çizgisinden -200 m derine kadar inen bölüme kıta sahanlığı (şelf) denir. Şelf kıtaların su altında kalmış bölümleri sayılır.

    Kıta Yamacı : Şelf ile derin deniz platformunu birbirine bağlayan bölümdür.

    Denizlerin Ortalama Derinliği : Denizlerin ortalama derinliği 4000 m dir. Dünya’nın en derin yeri olan Mariana Çukuru denzi seviyesinden 11.035 m derinliktedir.

    Derin Deniz Platformu : Kıta yamaçları ile çevrelenmiş, ortalama derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş bölümüdür.

    Derin Deniz Çukurları : Sima üzerinde hareket eden kıtaların, birbirine çarptıkları yerlerde bulunur. Yeryüzünün en dar bölümüdür.

    Yerkabuğunu Oluşturan Taşlar

    Yerkabuğunun ana malzemesi taşlardır. Çeşitli minerallerden ve organik maddelerden oluşan katı, doğal maddelere taş ya da kayaç denir. Yer üstünde ve içinde bulunan tüm taşların kökeni magmadır. Ancak bu taşların bir kısmı bazı olaylar sonucu değişik özellikler kazanarak çeşitli adlar almıştır. Oluşumlarına göre taşlar üç grupta toplanır.

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l13 level1 lfo26; tab-stops: list 36.0pt">Püskürük (Volkanik) Taşlar <LI class=MsoNormal style="mso-list: l13 level1 lfo26; tab-stops: list 36.0pt">Tortul Taşlar
    • Başkalaşmış (Metamorfik) Taşlar

    UYARI : Tortul taşları, püskürük ve başkalaşmış taşlardan ayıran en önemli özellik fosil içermeleridir.

    Püskürük (Volkanik) Taşlar

    Magmanın yeryüzünde ya da yeryüzüne yakın yerlerde soğumasıyla oluşan taşlardır.
    Katılaşım taşları adı da verilen püskürük taşlar magmanın soğuduğu yere göre iki gruba ayrılır.

    § Dış Püskürük Taşlar
    § İç Püskürük Taşlar

    Dış Püskürük Taşlar

    Magmanın yeryüzüne çıkıp, yeryüzünde soğumasıyla oluşan taşlardır. Soğumaları kısa sürede gerçekleştiği için Küçük kristalli olurlar. Dış püskürük taşların en tanınmış örnekleri bazalt, andezit, obsidyen ve volkanik tüftür.

    Bazalt : Koyu gri ve siyah renklerde olan dış püskürük bir taştır. Mineralleri ince taneli olduğu için ancak mikroskopla görülebilir. Bazalt demir içerir. Bu nedenle ağır bir taştır.

    Andezit : Eflatun, mor, pembemsi renkli dış püskürük bir taştır. Ankara taşı da denir. Dağıldığında killi topraklar oluşur.

    Obsidyen (Volkan Camı) : Siyah, kahverengi, yeşil renkli ve parlak dış püskürük bir taştır. Magmanın yer yüzüne çıktığında aniden soğuması ile oluşur. Bu nedenle camsı görünüme sahiptir.

    Volkanik Tüf : Volkanlardan çıkan kül ve irili ufaklı parçaların üst üste yığılarak yapışması ile oluşan taşlara volkan tüfü denir.

    İç Püskürük Taşlar

    Magmanın yeryüzünün derinliklerinde soğuyup, katılaşmasıyla oluşan taşlardır. Soğuma yavaş olduğundan iç püskürükler iri kristalli olurlar. İç püskürük taşların en tanınmış örnekleri granit, siyenit ve diyorittir.

    Granit : İç püskürük bir taştır. Kuvars, mika ve feldspat mineralleri içerir. Taneli olması nedeniyle mineralleri kolayca görülür. Çatlağı çok olan granit kolayca dağılır, oluşan kuma arena denir.

    Siyenit : Yeşilimsi, pembemsi renkli iç püskürük bir taştır. Adını Mısır’daki Syene (Asuvan) kentinden almıştır. Siyenit dağılınca kil oluşur.

    Diyorit : Birbirinden gözle kolayca ayrılabilen açık ve koyu renkli minerallerden oluşan iç püskürük bir taştır. İri taneli olanları, ince tanelilere göre daha kolay dağılır.

    Tortul Taşlar

    Denizlerde, göllerde ve çukur yerlerde meydana gelen tortulanma ve çökelmelerle oluşan taşlardır. Tortul taşların yaşı içerdikleri fosillerle belirlenir. Tortul taşlar, tortullanmanın çeşidine göre 3 gruba ayrılır.

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l11 level1 lfo31; tab-stops: list 36.0pt">Kimyasal Tortul Taşlar <LI class=MsoNormal style="mso-list: l11 level1 lfo31; tab-stops: list 36.0pt">Organik Tortul Taşlar
    • Fiziksel Tortul Taşlar

    Fosil : Jeolojik devirler boyunca yaşamış canlıların taşlamış kalıntılarına fosil denir.

    Kimyasal Tortul Taşlar

    Suda erime özelliğine sahip taşların suda eriyerek başka alanlara taşınıp tortulanması ile oluşur. Kimyasal tortul taşların en tanınmış örnekleri jips, traverten, kireç taşı (kalker), çakmaktaşı (silex)’dır.

    Jips (Alçıtaşı) : Beyaz renkli, tırnakla çizilebilen kimyasal tortul bir taştır. Alçıtaşı olarak da isimlendirilir.

    Traverten : Kalsiyum biokarbonatlı yer altı sularının mağara boşluklarında veya yeryüzüne çıktıkları yerlerde içlerindeki kalsiyum karbonatın çökelmesi sonucu oluşan kimyasal tortul bir taştır.

    Kalker (Kireçtaşı) : Deniz ve okyanus havzalarında, erimiş halde bulunan kirecin çökelmesi ve taşlaşması sonucu oluşan taştır.

    Çakmaktaşı (Silex) : Denizlerde eriyik halde bulunan silisyum dioksitin (SİO2) çökelmesi ile oluşan taştır. Kahverengi, gri, beyaz, siyah renkleri bulunur. Çok sert olması ve düzgün yüzeyler halinde kırılması nedeniyle ilkel insanlar tarafından alet yapımında kullanılmıştır.

    Organik Tortul Taşlar

    Bitki ya da hayvan kalıntılarının belli ortamlarda birikmesi ve zamanla taşlaşması sonucu oluşur. Organik tortul taşların en tanınmış örnekleri mercan kalkeri, tebeşir ve kömürdür.

    Mercan Kalkeri : Mercan iskeletlerinden oluşan organik bir taştır. Temiz, sıcak ve derinliğin az olduğu denizlerde bulunur. Ada kenarlarında topluluk oluşturanlara atol denir. Kıyı yakınlarında olanlar ise, mercan resifleridir.

    Tebeşir : Derin deniz canlıları olan tek hücreli Globugerina (Globijerina)’ların birikimi sonucu oluşur. Saf, yumuşak, kolay dağılabilen bir kalkerdir. Gözenekli olduğu için suyu kolay geçirir.

    Kömür : Bitkiler öldükten sonra bakteriler etkisiyle değişime uğrar. Eğer su altında kalarak değişime uğrarsa, C (karbon) miktarı artarak kömürleşme başlar. C miktarı % 60 ise turba, C miktarı % 70 ise linyit, C miktarı % 80 – 90 ise taş kömürü, C miktarı % 94 ise antrasit adını alır.

    Fiziksel (Mekanik) Tortul Taşlar

    Akarsuların, rüzgarların ve buzulların, taşlardan kopardıkları parçacıkların çökelip, birikmesi ile oluşur.
    Fiziksel (mekanik) tortul taşların en tanınmış örnekleri kiltaşı (şist), kumtaşı (gre) ve çakıltaşı (konglomera)’dır.

    Kiltaşı (Şist) : Çapı 2 mikrondan daha küçük olan ve kil adı verilen tanelerin yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

    Kumtaşı (Gre) : Kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

    Çakıltaşı (Konglomera) : Genelde yuvarlak akarsu çakıllarının doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşur.

    Başkalaşmış (Metamorfik) Taşlar :

    Tortul ve püskürük taşların, yüksek sıcaklık ve basınç altında başkalaşıma uğraması sonucu oluşan taşlardır. Başkalaşmış taşların en tanınmış örnekleri mermer, gnays ve filattır.

    Mermer : Kalkerin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması, yani metamorfize olması sonucu oluşur.

    Gnays : Granitin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

    Filat : Kiltaşının (şist) yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

    Yeraltı Zenginliklerinin Oluşumu

    Yerkabuğunun yapısı ve geçirmiş olduğu evrelerle yer altı zenginlikleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Yer altı zenginliklerinin oluşumu 3 grupta toplanır:

    <LI class=MsoNormal style="mso-list: l55 level1 lfo34; tab-stops: list 36.0pt">Volkanik olaylara bağlı olanlar; Krom, kurşun, demir, nikel, pirit ve manganez gibi madenler magmada erimiş haldedir. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l55 level1 lfo34; tab-stops: list 36.0pt">Organik tortulanmaya bağlı olanlar; Taş kömürü, linyit ve petrol oluşumu.
    Kimyasal tortulanmaya bağlı olanlar; Kayatuzu, jips, kalker, borasit ve potas yataklarının oluşumu

  3. #6
    AGMEHMET - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    AGMEHMET isimli Üye şimdilik offline konumundadır Özel Üye
    Üyelik tarihi
    16.Nisan.2007
    Mesajlar
    165
    Beğeniler
    0 / 0

    Post --->: Coğrafya Konu Anlatımı

    İç Güçler ve Etkileri

    Faaliyetleri için gerekli enerjiyi yerin içinden alan güçlerdir. İç güçlerin oluşturduğu yerşekilleri dış güçler tarafından aşındırılır. İç güçlerin oluşturduğu hareketlerin bütününe tektonik hareket denir. Bunlar;

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l59 level1 lfo37; tab-stops: list 36.0pt">Orojenez <LI class=MsoNormal style="mso-list: l59 level1 lfo37; tab-stops: list 36.0pt">Epirojenez <LI class=MsoNormal style="mso-list: l59 level1 lfo37; tab-stops: list 36.0pt">Volkanizma
    • Depremler’dir.

    UYARI : İç kuvvetler gerekli olan enerjiyi mantodan alır. Deniz tabanı yayılmaları, kıta kaymaları, kıta yaylanmaları, dağ oluşumu ve tektonik depremler mantodaki hareketlerden kaynaklanır.

    Orojenez (Dağ Oluşumu)

    Jeosenklinallerde biriken tortul tabakaların kıvrılma ve kırılma hareketleriyle yükselmesi olayına dağ oluşumu ya da orojenez denir. Kıvrım hareketleri sırasında yükselen bölümlere antiklinal, çöken bölümlere ise senklinal adı verilir. Antiklinaller kıvrım dağlarını, senklinaller ise çöküntü alanlarını oluşturur.

    Jeosenklinal : Akarsular, rüzgarlar ve buzullar, aşındırıp, taşıdıkları maddeleri deniz ya da okyanus tabanlarında biriktirirler. Tortullanmanın görüldüğü bu geniş alanlara jeosenklinal denir.

    Fay

    Yerkabuğu hareketleri sırasında şiddetli yan basınç ve gerilme kuvvetleriyle blokların birbirine göre yer değiştirmesine fay denir.
    Fay elemanları şunlardır:

    Yükselen Blok : Kırık boyunca birbirine göre yer değiştiren bloklardan yükselen kısma denir.

    Alçalan Blok : Kırık boyunca birbirine göre yer değiştiren bloklardan alçalan kısma denir.

    Fay atımı : Yükselen ve alçalan blok arasında beliren yükseklik farkına fay atımı denir.

    Fay açısı : Dikey düzlem ile fay düzlemin yaptığı açıya fay açısı denir.

    Fay aynası : Fay oluşumu sırasında yükselen ve alçalan blok arasındaki yüzey kayma ve sürtünme nedeniyle çizilir., cilalanır. Parlak görünen bu yüzeye fay aynası denir.

    Faylar boyunca yüksekte kalan yerkabuğu parçalarına horst adı verilir. Buna karşılık faylar boyunca çöken kısımlara graben denir. Horstlar kırık dağlarını, grabenler ise çöküntü hendeklerini oluşturur.


    Türkiye’de Orojenez

    Türkiye’deki dağlar Avrupa ile Afrika kıtaları arasındaki Tetis jeosenklinalinde bulunan tortul tabakaların orojenik hareketi sonucunda oluşmuştur. Kuzey Anadolu ve Toros Dağları Alp Orojenezi’nin Türkiye’deki kuzey ve güney kanadını oluşturmaktadır. Ege bölgesi’ndeki horst ve grabenler de aynı sistemin içinde yer almaktadır.

    Epirojenez

    Karaların toptan alçalması ya da yükselmesi olayına epirojenez denir. Bu hareketler sırasında yeryüzünde geniş kubbeleşmeler ile yayvan büyük çukurlaşmalar olur. Orojenik hareketlerin tersine epirojenik hareketlerde tabakaların duruşunda bozulma söz konusu değildir. Dikey yönlü hareketler sırasındaki yükselmelerle jeoantiklinaller, çukurlaşmalar sırasında ise okyanus çanakları, yani jeosenklinaller oluşur.


    UYARI : III. Zaman sonları, IV. Zamanın başlarında Anadolu’nun epirojenik olarak yükselmesi ortalama yükseltiyi artırmıştır. Bu nedenle Anadolu’da yüksek düzlükler geniş yer kaplar.

    Transgresyon – Regrasyon

    Epirojenik hareketlere bağlı olarak her devirde kara ve deniz seviyeleri değişmiştir. İklim değişiklikleri ya da tektonik hareketler nedeniyle denizin karalara doğru ilerlemesine transgresyon (deniz ilerlemesi) , denizin çekilmesine regresyon (deniz gerilemesi) denir.

    Volkanizma

    Yerin derinliklerinde bulunan magmanın patlama ve püskürme biçiminde yeryüzüne çıkmasına volkanizma denir. Volkanik hareketler sırasında çıkan maddeler bir baca etrafında yığılarak yükselir ve volkanlar (yanardağlar) oluşur.

    Volkan Bacası : Mağmanın yeryüzüne ulaşıncaya kadar geçtiği yola volkan bacası denir.

    Volkan Konisi : Lav, kül, volkan bombası gibi volkanik maddelerin üst üste yığılması ile oluşan koni biçimli yükseltiye volkan konisi, koni üzerinde oluşan çukurluğa krater denir.

    Volkanlardan Çıkan Maddeler

    Volkanlardan çıkan maddeler değişik isimler alır :

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l27 level1 lfo40; tab-stops: list 36.0pt">Lav <LI class=MsoNormal style="mso-list: l27 level1 lfo40; tab-stops: list 36.0pt">Volkan Bombası <LI class=MsoNormal style="mso-list: l27 level1 lfo40; tab-stops: list 36.0pt">Volkan Külü
    • Volkanik Gazlar

    Lav

    Volkanlardan çıkarak yeryüzüne kadar ulaşan eriyik haldeki malzemeye lav denir. Lavın içerisindeki SİO2 (Silisyum dioksit) oranı lavın tipini ve volkanizmanın karakterini belirler.

    Asit Lav : SİO2 % 66 ise asit lavlar oluşur. Fazla akıcı değillerdir.

    Orta Tip Lav : SİO2 oranı % 33 - % 66 ise lav orta tiptir. Bu tip lavların çıktığı volkanlarda volkanik kül miktarı azdır.

    Bazik Lav : SİO2 oranı < % 33 ise lav bazik karakterli ve akıcıdır. Patlamasız, sakin bir püskürme oluşur.

    Volkan Bombası : Volkan bacasından atılan lav parçalarının havada dönerek soğuması ile oluşur.

    Volkan Külü : Gaz püskürmeleri sırasında oluşan, basınçlı volkan bacasından çıkan küçük taneli malzemeye kül denir.
    Volkanik küllerin bir alanda birikmesiyle volkanik tüfler oluşur.

    Volkanik Gazlar : Volkanizma sırasında subuharı, karbon dioksit, kükürt gibi gazlar magmadan hızla ayrışarak yeryüzüne çıkar. Büyük volkanik bulutların oluşmasını sağlar.

    Püskürme Şekilleri

    Volkanik hareketlerin en yoğun olduğu yerler, yerkabuğunun zayıf olduğu noktalar, çatlaklar ve yarıklardır.
    Magmanın yeryüzüne ulaştığı yere göre adlandırılan, merkezi çizgisel ve alansal olarak üç değişik püskürme şekli vardır :

    Merkezi Püskürme : Magma yeryüzüne bir noktadan çıkıyorsa, buna merkezi püskürme denir.

    Çizgisel Püskürme : Magma yeryüzüne bir yarık boyunca çıkıyorsa, buna çizgisel püskürme denir.

    Alansal Püskürme : Magma yeryüzüne yaygın bir alandan çıkıyorsa, buna alansal püskürme denir.

    Volkan (Yanardağ) Biçimleri

    Volkanların yapısı ve biçimleri yeryüzüne çıkan magmanın bileşimine, miktarına ve çıktığı yere göre değişir.

    Tabla Biçimindeki Volkanlar : Akıcı lavların geniş alanlara yayılmaları sonucunda oluşur. Örneğin Hindistan’daki Dekkan Platosu

    Kalkan Biçimindeki Volkanlar : Akıcı lavların bir bacadan çıkarak birikmesi sonucunda oluşan, geniş alanlı ve kubbemsi bir görünüşe sahip volkanlardır.
    Örneğin : Güneydoğu Anadolu’daki Karacadağ Volkanı

    Koni Biçimindeki Volkanlar : Magmadan değişik dönemlerde yükselen, farklı karakterdeki malzemenin birikmesi ile oluşur. Bu volkanların kesitinde, farklı karakterdeki malzeme katmanları ardarda görüldüğü için tabakalı volkanlar da denir.
    Örneğin ülkemizdeki Erciyes, Nemrut, Hasan ve Ağrı volkanları koni biçimli volkanlardır.

    Tüf Konileri : Volkanlardan çıkan küllerin ve diğer kırıntılı maddelerin birikmesi ile oluşan konilere denir.
    Örneğin ülkemizde Kula ve Karapınar çevresindeki koniler kül konileridir.

    Volkanik Kuşaklar

    Yeryüzünde bilinen volkanların sayısı binlere ulaşmasına karşın ancak 516 kadarı tarihi çağlarda faaliyet göstermiş, bu nedenle aktif volkanlar olarak kabul edilmişlerdir. Yerkabuğunu bloklar halinde bölen kırıklar üzerinde bulunan volkanlar, bir çizgi doğrultusunda sıralanmakta adeta kuşak oluşturmaktadır.

    Dünya’daki Volkanlar

    Dünya üzerindeki aktif volkanlar üç ana bölgede toplanmıştır. Volkanların en yoğun olduğu bölge Pasifik Okyanusu’nun kenarlarıdır. Volkanların aktif olduğu ikinci bölge Alp-Himalaya kıvrım kuşağı, üçüncü bölge ise okyanus ortalarıdır.

    Okyanus Ortaları

    Yerkabuğunun üst bölümünü oluşturan sial okyanus tabanlarında daha incedir. Bu ince kabuk mantodaki yükselici hareketler nedeniyle yırtılarak ayrılır. Ayrılma bölgesi adı verilen bu bölümden magma yükselir ve okyanus tabanına yayılır. Bu durum okyanus ortalarında aktif volkanların bulunmasının nedenidir.

    Türkiye’deki Volkanlar

    Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alan Türkiye’de volkanlar, tektonik hatlara uygun olarak beş bölgede yoğunlaşmıştır. Ancak günümüzde Türkiye’de aktif volkan bulunmamaktadır.

    Depremler

    Yerkabuğunun derinliklerinde doğal nedenlerle oluşan salınım ve titreşim hareketleridir. Yerkabuğunun titreşimi sırasında değişik özellikteki dalgalar oluşmakta ve bunlar depremin merkezinden çevreye doğru farklı hız ve özellikle yayılmaktadır. Deprem dalgaları P, S, L dalgaları olarak 3 çeşittir. Depremlere neden olan olayların kaynaklandığı yerden uzaklaşıldıkça depremin etkisi azalır. Oluşum nedenlerine göre depremler, 3 gruba ayrılır :

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l38 level1 lfo43; tab-stops: list 36.0pt">Volkanik Depremler <LI class=MsoNormal style="mso-list: l38 level1 lfo43; tab-stops: list 36.0pt">Çökme Depremleri
    • Tektonik Depremler

    P, S, L Dalgaları

    P dalgaları (Primer dalgalar), titreşim hareketi ile yayılma doğrultusunun aynı yönde olduğu ve yayılma hızının en fazla olduğu dalgalardır.

    S dalgaları (Sekonder dalgalar), titreşim hareketlerinin yayılma doğrultusuna dik ve bir düzlem üzerinde aşağı yukarı olduğu dalgalardır.

    L dalgaları (Longitidunal dalgalar), yüzey dalgaları veya uzun dalgalar olarak da tanımlanır. Bu dalgaların hızları diğer dalgalara göre daha azdır.

    Volkanik Depremler

    Aktif volkanların bulunduğu yerlerde, patlama ve püskürmelere bağlı oluşan yer sarsıntılarıdır. Etki alanları dardır.

    Çökme Depremleri

    Bu tür depremler, eriyebilen taşların bulunduğu yerlerdeki yer altı mağaralarının tavanlarının çökmesiyle oluşur. Ayrıca kömür ocaklarının ve galerilerinin çökmesi de bu tür depremlere neden olur. Çok küçük ölçülü sarsıntılardır. Etki alanları dar ve zararları azdır.

    Tektonik Depremler

    Yerkabuğunun üst katlarındaki kırılmalar sırasında oluşan yer sarsıntılarıdır. Bu sarsıntılar çevreye deprem dalgaları olarak yayılır. Yeryüzünde oluşan depremlerin büyük bölümü tektonik depremlerdir. Etki alanları geniş, şiddetleri fazladır. En çok can ve mal kaybına neden olan depremlerdir. Örneğin ülkemizde 1995’te Afyon’un Dinar ilçesinde, 1998’de Adana’da oluşan depremler tektonik kökenlidir.

    UYARI : Tektonik depremlerin en etkili olduğu alanlar dış merkez ve yakın çevresidir.

    Depremin İç ve Dış Merkezi

    Depreme neden olan olayın kaynaklandığı noktaya odak, iç merkez ya da hiposantr denir. Yeryüzünde depremin iç merkezine en yakın olan noktaya ise, dış merkez ya da episantr denir. Depremin en şiddetli olduğu episantrdan uzaklaşıldıkça depremin etkisi azalır. Yer sarsıntıları sismograf ile kaydedilir. Deprem’in şiddeti günümüzde Richter ölçeğine göre değerlendirilir.

    Depremin Etkileri ve Korunma Yolları

    Depremler önceden tahmin edilmesi mümkün olmayan yer hareketleridir. Ancak alınacak bazı önlemlerle depremlerin zarar derecesi azaltılabilir.

    Depremin Etkileri : Depremin yıkıcı etkisi deprem şiddetine, dış merkeze (episantr) olan uzaklığa, zeminin yapısına, binaların özelliğine ve kütlenin eski ya da yeni oluşuna bağlı olarak değişir.

    Depremden Korunma Yolları

    Depremin yıkıcı etkisi birtakım önlemlerle azaltılabilir. Bunun için,

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l32 level1 lfo46; tab-stops: list 36.0pt">Yerleşim yerlerini deprem kuşakları dışında seçmek <LI class=MsoNormal style="mso-list: l32 level1 lfo46; tab-stops: list 36.0pt">Yerleşim birimlerini sağlam araziler üzerinde kurmak <LI class=MsoNormal style="mso-list: l32 level1 lfo46; tab-stops: list 36.0pt">İnşaatlarda depreme dayanıklı malzemeler kullanmak
    • Çok katlı yapılardan kaçınmak gerekir.

    Deprem Kuşakları

    Genç kıvrım – kırık kuşakları yerkabuğunun en zayıf yerleridir. Bu nedenle bu bölgeler volkanik hareketlerin sebep olduğu depremlerin sık görüldüğü yerlerdir.

    • Dünya’daki Deprem Kuşakları

    Depremlerin görüldüğü alanlar volkanik kuşaklarla ve fay hatlarıyla uyum içindedir. Aktif volkanların en etkili olduğu Pasifik okyanusu kenarları birinci derece deprem kuşağıdır. Anadolu’nun da içinde bulunduğu Alp-Himalaya kıvrım kuşağı ikinci derece, okyanus ortaları ise üçüncü derece deprem kuşağıdır.

    • Türkiye’de Deprem Kuşakları

    Alp-Himalaya kıvrım kuşağında bulunan Anadolu’nun büyük bir bölümü ikinci derece deprem kuşağında yer alır. Bu durum Anadolu’nun jeolojik gelişimini henüz tamamlamadığını gösterir. Türkiye’deki deprem kuşakları 5 grupta toplanır :

    I. Dereceden Deprem Kuşağı : Tektonik çukurluklar ve aktif kırık hatları yakınındaki alanlardır. Burada meydana gelen depremler büyük ölçüde can ve mal kaybına neden olur.

    II. Dereceden Deprem Kuşağı : Depremlerin birinci derece deprem kuşağındakine oranla daha az zarar verdiği alanlardır.

    III. Dereceden Deprem Kuşağı : Sarsıntıların az zararla geçtiği alanlardır.

    IV. Dereceden Deprem Kuşağı : Sarsıntıların çok az zararla ya da zararsız geçtiği alanlardır.

    V. Dereceden Deprem Kuşağı : Sarsıntıların çok az olduğu ya da hiç hissedilmediği alanlardır.

    Dış Güçler ve Etkileri

    Faaliyetleri için gerekli olan enerjiyi Güneş’ten alan güçlerdir. Dış güçler çeşitli yollarla yerkabuğunu şekillendirirler. Dış güçler, akarsular, rüzgarlar, buzullar ve deniz suyunun hareketleridir.
    Dış güçlerin etkisiyle yeryüzünde bir takım olaylar gerçekleşir. Bu olaylar aşağıda sırlanmıştır.

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l60 level1 lfo49; tab-stops: list 36.0pt">Taşların çözülmesi <LI class=MsoNormal style="mso-list: l60 level1 lfo49; tab-stops: list 36.0pt">Toprak oluşumu <LI class=MsoNormal style="mso-list: l60 level1 lfo49; tab-stops: list 36.0pt">Toprak kayması ve göçme (heyelan)
    • Erozyon

    Taşların Çözülmesi

    Yerkabuğunu oluşturan taşlar, iklimin ve canlıların etkisiyle parçalanıp, ufalanırlar. Taşların çözülmesinde taşın cinsi de etkili olmaktadır.
    Taşların çözülmesi fiziksel ve kimyasal yolla iki şekilde gerçekleşir:

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l47 level1 lfo56; tab-stops: list 36.0pt">Fiziksel (Mekanik) Çözülme
    • Kimyasal Çözülme

    UYARI : Kaya çatlaklarındaki bitkilerin, köklerini daha derinlere salması sonucunda kayalar parçalanır ve ufalanır. Bu tür çözülme, fiziksel çözülmeyi artırıcı etki yapar. Ayrıca bitki köklerinden salgılanan özsular taşlarda kimyasal çözülmeye neden olur.

    Fiziksel (Mekanik) Çözülme

    Taşların fiziksel etkiler sonucunda küçük parçalara ayrılmasına denir. Fiziksel çözülme, taşları oluşturan minerallerin kimyasal yapısında herhangi bir değişikliğe neden olmaz.

    UYARI : Fiziksel (mekanik) çözülme, kurak, yarı kurak ve soğuk bölgelerde belirgindir.

    Fiziksel (Mekanik) çözülme üç şekilde olur :

    • Güneşlenme yolu ile fiziksel çözülme : Gece ile gündüz, yaz ile kış arasındaki sıcaklık farklarının fazla olduğu yarı kurak ve kurak bölgelerde görülür. Gündüz, güneşlenme ve ısınmanın etkisiyle taşları oluşturan minerallerin etkisiyle taşları oluşturan minerallerin hacimleri genişler. Gece, sıcaklık farklarının fazla olduğu yarı kurak ve kurak bölgelerde görülür. Gündüz, güneşlenme ve ısınmanın etkisiyle taşları oluşturan minerallerin hacimleri genişler. Gece, sıcaklık düşünce minerallerin hacimleri yeniden küçülür. Bu hacim değişikliği taşların parçalanmasına neden olur.
    • Buz çatlaması yolu ile fiziksel çözülme : Sıcaklığın çok zaman donma noktasına yakın olduğu ve yağışın yeter derecede olduğu yüksek dağlar ve yüksek enlemlerde görülen çözülme şeklidir. Yağışlardan sonra taşların delik, çatlak ve ince yarıklarına sular dolar. Sıcaklık donma noktasına kadar düşünce, taşın içine sızmış olan sular donar. Donan suyun hacmi genişlediği için basınç etkisiyle taşlar parçalanır ve çözülür.
    • Tuz çatlaması yolu ile fiziksel çözülme : Taşların tuzlu suları emmiş bulunduğu ve buharlaşmanın çok fazla olduğu çöl bölgelerinde görülür. Kurak bölgelerde buharlaşma ile kılcal taş çatlaklarından yeryüzüne yükselen tuzlu sular, yüzeye yaklaştıkça suyunu yitirir. Çatlakların kenarında tuz billurlaşması olur. Gece nemli geçerse, suyunu yitiren tuz billurları yeniden su alır ve hacmi genişler. Basınç etkisiyle taşlar parçalanır ve çözülür.

    Kimyasal Çözülme

    Kimyasal reaksiyonlar suya ihtiyaç duyduğunda ve sıcaklık reaksiyonu hızlandırdığından, sıcak ve nemli bölgelerde yaygın olan çözülme şeklidir. Kaya tuzu, kalker gibi taşlar suda kolayca erirler. Taşlar, kimyasal yolla parçalanıp ufalanırken kimyasal bileşimleri de değişir.

    UYARI : Kimyasal çözülme, ekvatoral, okyanus ve muson iklim bölgelerinde belirgindir.

    Toprak Oluşumu

    Toprak, taşların ve organik maddelerin ayrışması ile oluşan, içinde belli oranda hava ve su bulunan, yerkabuğunun üstünü ince bir tabaka halinde saran örtüdür . Toprağın içinde bulunan çeşitli organizmalar toprağın oluşumuna yardım eder. Toprağın üstündeki organik maddece zengin bölüme humus adı verilir. Toprak oluşumunu etkileyen etmenler :

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l24 level1 lfo64; tab-stops: list 36.0pt">İklim koşulları <LI class=MsoNormal style="mso-list: l24 level1 lfo64; tab-stops: list 36.0pt">Ana kayanın özellikleri <LI class=MsoNormal style="mso-list: l24 level1 lfo64; tab-stops: list 36.0pt">Bitki örtüsü <LI class=MsoNormal style="mso-list: l24 level1 lfo64; tab-stops: list 36.0pt">Eğim koşulları
    • Oluşum Süresi’dir

    UYARI : Mekanik çözülmeyle toprak oluşumu zordur. Kimyasal çözülmede ise toprak oluşumu daha kolaydır. Örneğin çöllerde toprak oluşumunun yavaş olması kimyasal çözülmenin yetersiz olmasına bağlıdır.

    Toprak Horizonları

    Yerkabuğu üstünde ince bir örtü halinde bulunan toprak, çeşitli katmanlardan oluşur. Bu katmanlara horizon adı verilir. Toprağın dört temel horizonu vardır.

    A Horizonu : Dış etkilerle iyice ayrışmış, organik maddeler bakımından zengin, en üstteki katmandır. Tarımsal etkinlikler, bu katman üzerinde yapılmaktadır.

    B Horizonu : Suyun etkisiyle üst katmanda yıkanan minerallerin biriktirdiği katmandır.
    C Horizonu : İri parçalardan oluşan ve ana kayanın üzerinde bulunan katmandır.
    D Horizonu : Fiziksel ve kimyasal çözülmenin görülmediği, ana kayadan oluşan, en alt katmandır.

    Toprak Tipleri

    Topraklar yeryüzünün çeşitli bölgelerinde farklı özellikler gösterir. Bazıları mineraller bakımından, bazıları da humus bakımından zengindir.
    Topraklar oluştukları yerlere ve oluşumlarına göre iki ana bölümde toplanır :

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l16 level1 lfo67; tab-stops: list 36.0pt">Taşınmış Topraklar
    • Yerli Topraklar

    Taşınmış Topraklar

    Akarsuların, rüzgarların, buzulların etkisiyle yüksek yerlerden, kopartılıp, taşınan ve çukur alanlarda biriktirilen malzeme üzerinde oluşan topraklardır.
    Akarsuların taşıyıp biriktirdiği maddeler, alüvyon, rüzgarların biriktirdiği maddeler lös, buzulların biriktirdikleri moren (buzultaş) adını alır.
    Taşınmış topraklar çeşitli yerlerden getirilip, farklı özellikteki taşların ufalanmasından oluştukları için mineral bakımından zengindir. Bu nedenle çeşitli bitkilerin yetiştirilmesi için uygun, verimli topraklardır.

    Yerli Topraklar

    Dış güçlerin etkisiyle yerli kaya üzerinde sonucunda oluşan topraklardır. Özelliklerini belirleyen temel etkenler ana kayanın cinsi ve iklim koşullarıdır. Yerli topraklar iki ana bölümde toplanır:

    • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l63 level1 lfo70; tab-stops: list 36.0pt">Nemli Bölge Toprakları
    • Kurak Bölge Toprakları

    Nemli Bölge Toprakları

    Yağışın yeterli olduğu bölgelerde oluştukları için, mineral maddeler, tuz ve kireç toprağın alt katmanlarına taşınmıştır.

    Tundra Toprakları : Tundra ikliminin görüldüğü bölge topraklarıdır. Yılın büyük bir bölümünde donmuş haldedir. Yaz aylarında sadece yüzeyde ince bir tabaka halinde çözülme görülür. Geniş bataklıklar oluşur. Bitki örtüsü çok cılız olduğundan humus tabakası yoktur. Verimsiz topraklardır. Buralardaki kısa boylu ot, çalı ve yosunlara tundra adı verilir.

    Podzol Topraklar : Tayga adı verilen iğne yapraklı orman örtüsü altında oluşan, soğuk ve nemli bölge topraklarıdır. Toprağın aşırı yıkanması nedeniyle organik maddelerin çoğu taşınmıştır. Bu nedenle renkleri açıktır. Bu tip topraklar Sibirya, Kuzey Avrupa ve Kanada’da yaygındır.

    Kahverengi Orman Toprakları : Yayvan yapraklı orman örtüsü altında oluşan, ılık ve nemli bölge topraklarıdır. Kalın bir humus tabakası bulunur.

    Kırmızı Topraklar : Akdeniz ikliminin egemen olduğu bölgelerde kızılçam ve maki örtüsü altında gelişen topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu için, renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler üzerinde oluşanlara terra rossa adı verilir.

    Lateritler : Sıcak ve nemli bölge topraklarıdır. Yağış ve sıcaklığın fazla olması nedeniyle çözülme ileri derecededir. Buna bağlı olarak toprak kalınlığı fazladır. Demiroksit ve alüminyum bakımından zengin olduğundan renkleri kızıla yakındır. Topraktaki organik maddeler, mikroorganizmalar tarafından parçalandığı için toprak yüzeyinde humus yoktur.

    Kurak Bölge Toprakları

    Yağışların az buna bağlı olarak bitki örtüsünün cılız olması nedeniyle bu topraklarda humus çok azdır. Ayrıca yağışların azlığı nedeniyle toprak katmanları tam oluşmamıştır. Kireç ve tuzlar bakımından zengin topraklardır. Kurak bölge toprakları oluşturdukları iklim bölgesinin kuraklık derecesine göre farklılaşırlar.

    Çernozyemler : Nemli iklimden kurak iklime geçişte ilk görülen topraklardır. Orta kuşağın yarı nemli alanlarında, uzun boylu çayır örtüsü altında oluşan bu topraklara kara topraklar da denir. Organik madde yönünden zengin olan bu topraklar üzerinde, yoğun olarak tarım yapılır.

    Kestane ve Kahverenkli Step Toprakları : Orta kuşak karaların iç kısımlarındaki step alanlarının topraklarıdır. Organik maddeler ince bir tabaka oluşturmaktadır. Tahıl tarımına elverişli topraklardır.

    Çöl Toprakları : Çöllerde görülen, organik madde yönünden son derece fakir topraklardır. Kireç ve tuzlar bakımından zengin topraklardır. Renkleri açıktır. Tarımsal değerleri bulunmaz.

    Türkiye’de Görülen Toprak Tipleri

    Ilıman kuşakta yer alan Türkiye’de, iklim tiplerine ve zeminin yapısına bağlı olarak toprak tipleri çeşitlilik gösterir.

    Podzollar : İğne yapraklı orman örtüsü altında oluşan topraklardır. Toprağın aşırı yıkanması nedeniyle organik maddelerin çoğu taşınmıştır. Açık renkli topraklardır. Çay tarımına uygun topraklardır.

    Kahverengi Orman Toprakları : Orman örtüsü altında oluşan topraklardır. Humus yönünden zengindirler.

    Kırmızı Topraklar : Kızılçam ve maki örtüsü altında oluşan topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu için, renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler üzerinde oluşanlara terra rossa adı verilir. Bu topraklar turunçgil tarımına en uygun topraklardır.

    Kestane ve Kahverenkli Step Toprakları : Yarı kurak iklim koşulları ve step bitki örtüsü altında oluşan topraklardır. Yüksek sıcaklık nedeniyle kızılımsı renktedirler. Zayıf bitki örtüsü nedeniyle organik maddeler ince bir örtü oluşturur. Tahıl tarımına uygun topraklardır.

    Vertisoller : Genellikle kireç bakımından zengin, killi, marnlı tortullar üzerinde oluşan, toprak horizonlarının henüz gelişimini tamamlamadığı topraklardır. Aşırı miktarda kil içeren vertisoller yağışlı dönemde çok su çeker, kurak dönemde aşırı su kabedip, çatlar.

    Litosoller : Dağlık alanlarda, eğimli yamaçlarda veya volkanik (genç bazalt platolarının bulunduğu) düzlüklerde görülen ana kayanın ufalanmış örtüsüdür. Genelde derinliği 10 cm kadardır ve toprak horizonları gelişmemiştir.

    Alüvyal Topraklar : Akarsuların denize ulaştığı yerlerde görülür. Çeşitli yerlerden taşınan, farklı özellikteki taşların ufalanması ile oluşan bu topraklar mineral yönünden zengin ve çok verimlidir.

    Toprak Kayması ve Göçme (Heyelan)

    Toprağın, taşların ve tabakaların bulundukları yerlerden aşağılara doğru kayması ya da düşmesine toprak kayması ve göçmesi denir. Ülkemizde bu olayların tümüne birden heyelan adı verilir. Yerçekimi, yamaç zemin yapısı, eğim ve yağış koşulları heyelana neden olan etmenlerdir.

    UYARI : Heyelanın oluşumu yağışların fazla olduğu dönemlerde daha çok görülür.

    Yerçekimi : Heyelanı oluşturan en önemli etkendir. Yerçekimi gücü sürtünme gücünden fazla olduğu zaman yamaçtaki cisimler aşağıya doğru kayar.

    Yamaç Zeminin Yapısı: Suyu emerek içerisinde tutan taş ve topraklar kayganlaşır. Özellikle killi yapının yaygın olduğu yamaçlarda kil suyu içinde tuttuğu için heyelan daha sık görülür. Kalker gibi suyu alt tabakalara geçiren taşların oluşturduğu yamaçlarda ise heyelan ender görülür.

    Eğim : Yamaç eğimi yerçekiminin etkisini artırıcı bir rol oynar. Bu nedenle dik yamaçlarda heyelan olasılığı daha fazladır. Ayrıca tabakalar yamaç eğimine uyum sağlamışsa, yani paralelse yer kayması kolaylaşır. Yol, kanal, tünel ve baraj yapımları sırasında yamaç dengesinin bozulması, volkanizma, deprem gibi etkenler de heyelana neden olur.

    Yağış Koşulları :

    Yağmur, kar suları tabakalar arasına sızarak toprağı kayganlaştırır, toprağı doygun hale getirir. Böylece su ile doygun kütlelerin yamaç aşağı kayması kolaylaşır. Heyelan genellikle yağışlardan sonra oluşur.

    Heyelanın Etkileri ve Korunma Yolları

    Heyelan hemen her yıl can ve mal kaybına yol açmaktadır. Ancak alınacak bir takım önlemlerle heyelanın etkileri azaltılabilir.

    Heyelanın Etkileri

    İnsan ve hayvan ölümleri
    Tarımsal hasar ve toprak kaybı
    Bina hasarları
    Ulaşım ve taşımacılığın aksaması

    Heyelandan Korunma

    Öncelikle heyelan tehlikesi olan yerlerde setler yapılmalı, yamaçlar ağaçlandırılmalıdır. Ayrıca yol, kanal, tünel ve baraj yapımlarında yamacın bozulmamasına özen gösterilmelidir.

    Türkiye’de Heyalan

    Türkiye’de heyelan sık görülen, doğal bir felakettir. Türkiye’de arazinin çok engebeli olması toprak kaymalarını kolaylaştırmaktadır. Bölgeden bölgeye farklılık gösteren heyelanların en sık görüldüğü bölgemiz Karadeniz’dir. Bölgede arazi eğiminin fazla, yağışların bol ve killi yapının yaygın olması heyelanın sık görülmesine neden olur. Ülkemizde ilkbahar aylarında görülen kar erimeleri ve yağışlar heyelan olaylarını artırır.

    Erozyon

    Toprak örtüsünün, akarsuların, rüzgarların ve buzulların etkisiyle süpürülmesine erozyon denir. Yeryüzünde eğim, toprak, su ve bitki örtüsü arasında doğal bir denge bulunmaktadır. Bu dengenin bozulması erozyonu hızlandırıcı bir etki yapmaktadır. Dış etkenler ya da arazinin yanlış kullanılması erozyona neden olmaktadır.

    UYARI : Eğim fazlalığı ve cılız bitki örtüsü erozyonu artıran en önemli etkenlerdir. Bu nedenle kurak ve yarı kurak enlemlerde erozyon önemli bir sorundur.

    Dış Etkenler

    Akarsu, rüzgar gibi dış güçlerin yapmış olduğu aşındırma sonucunda toprak örtüsü süpürülür ve başka yerlere taşınır. Dış güçlerin etkisi bitki örtüsünün bulunmadığı ya da çok cılız olduğu yerlerde daha belirgindir. Ayrıca eğimin fazla olduğu yerlerde sular daha kolay akışa geçerek toprak örtüsünün süpürülmesini hızlandırır.

    Arazinin Yanlış Kullanılması

    Özellikle yamaçlardaki tarlaların yamaç eğimi yönünde sürülmesi, eğimli yerlerde tarla tarımının yaygın olması, arazinin teraslanmaması erozyon hızını artırmaktadır.

    Su Erozyonu

    Bitki örtüsünün cılız ya da hiç olmadığı yerlerde toprağın ve ana kayanın sularla yerinden kopartılarak taşınmasına su erozyonu denir. Kırgıbayır ve peribacası su erozyonu ile oluşan özel şekillerdir.

    Kırgıbayır : Yarı kurak iklim bölgelerinde sel yarıntılarıyla dolu yamaçlara kırgıbayır (badlans) denir.

    Peribacası : Özellikle volkan tüflerinin yaygın olarak bulunduğu vadi ve platoların yamaçlarında sel sularının aşındırması ile oluşan özel yeryüzü şekillerine peribacası denir. Bazı peribacalarının üzerinde şapkaya benzer, aşınmadan arta kalan sert volkanik taşlar bulunur. Bunlar volkanik faaliyet sırasında bölgeye yayılmış andezit ya da bazalt kütleridir. Peribacalarının en güzel örnekleri ülkemizde Nevşehir, Ürgüp ve Göreme çevresinde görülür.

    Rüzgar Erozyonu

    Bitki örtüsünün olmadığı ya da cılız olduğu yerlerde toprağın rüzgarlarla yerinden kopartılarak taşınmasına rüzgar erozyonu denir.

    Erozyonun Etkileri ve Erozyondan Korunma Yolları

    Oluşumu için milyonlarca yıl geçmesi gereken toprak örtüsünü yok eden ve her geçen gün etkilerini arttıran erozyon doğal bir felakettir. Alınacak bir takım önlemlerle etkileri azaltılabilir.

    Erozyonun Etkileri

    Tarım topraklarının azalması, sellerin artması, tarımsal üretimin ve verimin azalması, otlakların azalması, hayvancılığın gerilemesi, çölleşmenin başlaması.

    Erozyondan Korunma Yolları

    Var olan ormanlar ve meralar korunmalı, çıplak yerler ağaçlandırılmalı, ormanlık alanlarda keçi beslenmesi engellenmeli, yamaçlardaki tarlalar, yamaç eğimine dik sürülmeli, meyve tarımı ve nöbetleşe ekim yaygınlaştırılmalı, orman içi köylülerine yeni geçim kaynakları sağlanmalı.

    Türkiye’de Erozyon

    Türkiye’de arazi engebeli ve çok eğimli olduğu için toprak erozyonu önemli bir sorundur. Bazı bölgelerimiz dışında bitki örtüsünün cılız olması da erozyonu artırmaktadır. Ayrıca nüfusun hızla artması, tarım alanlarına olan gereksinimin artması, ormanların tahrip edilmesine yol açmaktadır. Bunlara bağlı olarak hemen hemen tüm bölgelerimizde toprak erozyon hızı yüksektir.



İlkİlk 123 ... SonSon

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Türkiyenin başkenti

Benzer Konular

  1. Cevap: 3
    Son Mesaj : 13.Aralık.2014, 18:36
  2. There is/There are İngilizce Konu Anlatımı
    Konu Sahibi aybuke Forum Yabancı Dil
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 25.Kasım.2013, 00:16
  3. Have got/Has got İngilizce Konu Anlatımı
    Konu Sahibi aybuke Forum Yabancı Dil
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 17.Ekim.2012, 19:54